2020 KOMPOZİSYON YARIŞMASI

İNSAN GÖREMEDİKLERİYLE YAŞAR

 

 Bugün yine her şey aynı. Tenime değdiği ve bedenimi ısıttığı kadarıyla güneş, saçlarımı dalgalandırdığı kadarıyla rüzgar…

 Dediğim gibi her şey aynı.

 Bakkal Süleyman Amca’nın iş yapamadıkça başını kaşıması; İlknur Teyze’nin, yaşı nedeniyle yürümeye mecali kalmamış ayaklarını koyduğu o en büyük yardımcısı tekerlekli sandalyesiyle, her gün saat 6.30’da perdeyi zor araladığı camın kenarında, inşaat işçisi oğlunun eve dönüşünü beklemesi; ailesini kaybeden şekerci amcanın oyuncak telefonundaki o ses; ‘’çocuğun olmuyor mu?’’ diye sorulduğunda, çocuk istemediğini söyleyen ama çocuklara sarıldıkça içi titreyen Ayşe Teyze. 

 Dediğim gibi her şey aynı ve kulaklarımda çınlayan kör Mehmet seslenişi ‘‘yazık şu garibe, halimize şükredelim’’ diyerek beni parmağıyla işaret eden mahalleli…

 Dedim ya her şey aynı. Benim gördüğüm, onların göremedikleri gibi…

  Süleyman Amca’nın bitlendiğini, İlknur Teyze’nin camda mahalleyi gözetlediğini, şekerci amcanın aklını yitirdiğini ve Ayşe Teyze’nin çocuk doğurmayıp başkasının çocuğunu sevdiğini ‘sanan’ mahalleli gibi. 

 Yahu tamam her şey aynı, olduğu gibi de insan gözüyle görüyorsa, nasıl bundan edindiği veriye ‘sanrı’ diyebilir. Herkes bir şeyler sanıyor, oysa bende doğuştan eksik olan şeyin görmeye yaradığı söylenir. Ben onların gözünde göremeyen bir acizim. Büyüklerin acıdığını söylediği mahallede, çocukların alay ettiği biriyim sadece; tabi bence böyle değil.

 Benim dışımdaki insanlar, bu gördüklerimi göremiyorlarsa, göz görmekle ilgili bir duyu değilse ve sadece bakmakla alakalıysa ve hiç kimse anlamını yitiren şeylerin farkında değilse; herkes gözünün önüne geçmişinden getirdiği verilerle oluşan önyargıları koyuyorsa gerçekte göremeyen kim, ben miyim yoksa onlar mı ?

  Benim gözümün onlara nazaran daha perdesiz olduğu açık. Ama gördüğüme inanırım, biliyorum bir gün benim dışımdaki insanlarda görecek ve yanıma gelip, özür dileyecekler. Onları incitmemek için bu gerçekleri de yüzlerine vurmayacağım.  Ve onları teselli etmek için şöyle diyeceğim:

 İnsan göremedikleriyle yaşar. Fotosentez gibi, oksijen gibi, hidrojen gibi, vitaminler gibi… İnsan gördükleriyle değil; göremedikleriyle yaşar.

 Yaşım 12, doğuştan gelen değil de insanların sonradan koyduğu bariyerlere takılan ama apaçık görse de göremedikleriyle yaşayan Mehmet…

 

                                                                                          YELİZ